14 Ekim 2018 Pazar

Doğru Şairle Çıkmazsanız Yol Dünya Telaşına Dönüşür





















































1949 'da Glasgow’da doğdu. Yani bugün 68 yaşında. Macar asıllı mimar bir babanın oğlu. New Castle’da büyüdü. İlk gitarını aldığında 15 yaşındaydı. 14 yaşına kadar çok farklı işlerde çalıştı. İnşaatlar, bahçıvanlık, fabrikalar. Bu, onu başkalarının hayatlarına doğru itti. Bir başkasının öyküsüne. O coğrafyaya ve o iklimin aslı yağmura en yakışan şekliyle eğitimine devam etmek istedi. İngiliz edebiyatı okudu.

Kalemine kuvvetiyle, üniversitede okurken müzik eleştirmeni olarak müzik piyasasında yer aldı. Sonrasında Edebiyat Öğretmenliği yapmaya başladı. Tahminimce öğrencilerinin düşlerini yöneten bir öğretmendi. Derslerinde İngiliz Edebiyatındaki efsaneleri, buram buram deniz kokan romanları, hikayeleri, yazarlarını dalgalara vermeden anlatıyordu herhalde. Gitarını penasız çalarken sololarda bize sezdirdiklerini, öğrencilerinin hayal etmesini sağlıyordu. O, nota okumayı bilmese de yazdığı lirikler ve şiirler edebiyatta bir deha olarak bize kendini tanıttı.

1977 yılında Dire Straits’i kurdu. Grubun sahne performanslarında hangisi Mark hangisi kardeşi David takip edemediğiniz grup elemanları içine yakın dostu John Ilsley’lebirlikte. Şimdilerde nereden baksanız üzerine en ufak gölge düşmemiş bu grubun 35 yıllık müzik kariyeri var. Örnek mi? Money For Nothing. Bizlere okyanuslar geçip, listeleri alt üst edip geldi.

“Sanırım başımın arka tarafında bir uçurum var. Mesela Money For Nothing’i bir kafede cam kenarında otururken yazdım. İnsanların söylediklerine kulak misafiri oldum. Garsondan bir parça kâğıt istedim. Tamamdı. Bu galiba bir motosikletin parçalarını gövdesinde gördüğünüzde kutsal olduğuna inanmanız gibi.”

Onu tanımak için 35 yaş üstü olmanız gerekmiyor. Besteleri film müziklerinde kendini göstermeye başladıktan sonra şairin dediği gibi ‘kendisinin de engel olamadığı kadar çoğalarak şairin de önüne geçti şiirleri’ ona katılan melodilerle. Her zaman kendi kalemine gerek kalmadı. Mesela Romeo ve Juliet’i aldı, her tekrar çaldığında yeniden yazdı.

“Hep çok çalıştım” diyor Knopfler. “Aslında bir öğretmen olduğum için belki. Ama bu kuralları yıkmama da engel olmadı. Gitar için hep kuralları yıktım.”

Bir yol adamı Knopfler. Dolaştırdı bizi. Yol, tek başına anlamı olmayan ufukta dümdüz bir sınır çizgisidir uzakla yakını ayıran. Ancak yanınıza aldığınız şairle anlam bulur. Yolla öğretiye döner yolculuk. Bir dili vardır. Kaldırımlara döşenen taşların dili gibi. Bazen sadece iki kişi konuşur. Yol ve yolcu.


Bir kaydın olmalı bir yerlerde
Birilerinin kitabında olmalısın
İşin aslı
Yüzünün bir fotoğrafı
Yaralı bakışların
Kutsal ve adi
Zevk ve acı
Bir yerlerde parmak izin kalmış olmalı
Ve
Her caddede aradığım senin yüzün
(On Every Street)



Hayatta kalma becerisidir yol.
“Uzun yol şoförleri ile konuşmayı hep çok sevdim çünkü düşünceleri hep bağımsızdır. İlginç insanlardır. “ der kendisi için ayrılmış perde aralığından.


Nereye gittiğini zannediyorsun?
Dışarısının karanlık olduğunu bilmiyor musun?
Nereye gidiyorsun?
Gerçekten görebileceğin hiçbir yer yok.
Sendeki değişiklikleri anladım
Kapıya ulaşmadan çok önce
Nereye gitmeyi düşündüğünü çok iyi biliyorum.
(Where Do You Thing You’re Going)



Ulaştığınız, ulaşamadığınız, yola düştüğünüz, sesinizin gitmediği, sesleri duymadığınız bir öğreti. Onu filozof yapan da; yaşı yol alırken, Tracking albümü ve albümün yapım aşamasını sakince gözyaşlarıyla anlatan olgun bir şair olması. Muhteşem bir düet ve yolcunun savaşını anlattığı kısa filmi. Sonsuz kareler eşliğinde.



Ve tabi Where Ever I Go
Ve tabi Tracker albümünde
Nereye Gidersem Gideyim






Maybe I’m bound to wander – Belki dolaşmak zorundayım
From one place to the next  – Bir yerden diğerine
Heaven knows why – Cennet nedenini biliyor
But in the wild blue yonder  – Ama vahşi mavi gecede
Your star is fixed in my sky – Yıldızın gökyüzümde sabit
Just another bar at a crossroads – Kavşakta başka bir bar
So far from home – Evden çok uzakta
But that’s alright  – Fakat sorun değil
Whenever I’m going down a dark road – Her ne zaman karanlık bir yolda gitsem
don’t feel alone in the night – Gece yalnız hissetmiyorum
There’s a place in my heart – Kalbimde bir yer var
Though we’re far apart – Çok uzakta olmasına rağmen
May you always know – Hep bilebilir misin
No matter how long since I saw you – Seni ne kadar uzun zaman görsem de
I’ll keep a flame there for you – Senin için burada alev tutacağım
Wherever I go – Nereye gidersem gideyim
They’re looking to close up in here – Buraya yaklaşmak istiyorlar.
They’re pulling down the blinds – Panjurları aşağı çekiyorlar.
But they’ll let you stay awhile – Fakat bir süre kalmana izin verecekler
They’re not going to mind – Akıllarına çıkmayacaklar.
Now I’ve got to leave youbrother – Şimdi seni terk etmek zorundayım, kardeşim
So this round’s mine – Yani bu tur benim
Here’s looking at youanyhow – İşte sana, nedense bakıyor.
You can go on and have another – Devam edebilir ve bir tane daha alabilirsin
They won’t call time – Zaman tanımayacaklar
I’m going to say my goodbyes now – Vedalarımı şimdi vereceğim
There’s a place in my heart – Kalbimde bir yer var
Though we’re far apart – Çok uzakta olmasına rağmen
May you always know – Hep bilebilir misin
No matter how long since I saw you – Seni ne kadar uzun zaman görsem de
I’ll keep a flame there for you – Senin için burada alev tutacağım
Wherever I go – Nereye gidersem gideyim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder