31 Ekim 2015 Cumartesi

Adele Hello





Yazmasam n'olur ki?  
...    

Hiç.

Yazsam ?
...

 Hiç.
Hele  bir günlük bir anne öldükten sonra sağımda.


Bir hiç uğruna mı yazacağım?

Puslu bir havada evinde otururken ablam yanına çağırdı, mutfağa. "Set Fire to The Rain" dinletti. O gün başımdan aşağı yağmur döküldü tutuşarak. O günden beri tutuşuyor muyum neyim bilmiyorum. Çocukların vardır böyle hayranlıkları. Kitap imzalatmak için sırada beklerken geçenlerde, önümdeki okurun yazara hayranlık ifadelerine şahit oldum interaktif imzada. Okur, yazara;

"Ben size çok hayranım, dedi. "
"Hayranlık kötüdür, hayran olmayınız, dedi" yazar.
Atıldım atik bir tavırla.
"Öyle demeyin, dedim. İnsan neyi severse çok sever."
"Öyle mi ,dedi " yazar
koskoca bir sessizlik...

Haykırdım içimden, sessiz. Ben sessiz diyalogların okuyucusuyum. Anlıyorum kendimi, en çok kendimi. O yüzden bilirim hayranlıklarımı. Siz zahmet etmeyin literatürdeki karşılığını da iyi biliyorum.

Çocuk gibi işte. Hiç sevmesem de çocuk olmayı...

Ne diyor Barış Bıçakçı;
"Hamile olmayan ama içinde çocuk taşıyanların" tavırları ve:

"Bizim büyük çaresizliğimiz sesimizin dışarıdaki çocuk sesleri arasında olmayışı" satırları.

Ve ben sevmesem de çocuk olmayı, şımarmaya çaresizce doyurduysa hayat...

Bunu niye  yazıyorum?
Çocuk tavırları için kocaman bir kadının. Konserlerinde bir çocuk gibi annesine seslenen, oturduğu yeri arayan, ona hibe ettiği paralarla gündeme düşen ve en önemlisi benim için ona bir aşk şarkısı "Love Song" u yazan bir kadının çocuk, anne olduktan sonra annelik üzerine bir albüm yapıp sıkıcı bulan bir kadının hal içindeki halleri için.

Seninle yalnızken;
Temizmişim gibi,
Bütünmüşüm gibi,
Yuvamdaymışım gibi,
Gençmişim gibi
hissediyorum

Albümü bekleyemedim içimden günlerdir tekrar ediyorum yazsam ne, yazmasam ne?

Sigara kokan ses tonundan ve bir video-klipten dünya çıkardım. Niye tırnaklarını bu kadar uzatıyordan, seçilen erkek figüranın ten rengine, yine aynı karakterin elinde "Himaye" yazan dövmeye kadar eşleştirmeye çalıştım. Çöp alemi rüyamda İngilizce ona ;

"Siz tanımasanız da beni, ben aşağı yukarı her şeyi biliyorum hakkınızda" ya ve sımsıkı bir kucaklaşmaya kadar( Bir de keşke müslüman olsanız dedim ). Kendi sözleriyle "Her şeyi, her zaman yaptığım ve hiç yapmamışım gibi makyajladım." Tabi kişisel eleştirilerimle süzdüğümde kısa filmi; bir ilişki gözlüğü arkasından, kişisel farklılıkların ilişkiye yansıması ve yoğun iletişimsizlik fark ediyorum. Kendini açıkladığı gibi;

 " Hayat bu."

 Otoriterlerin tınısını benzettiği "Someone Like You" için kendisinin ifade ettiği ses mühendisliği etkisi şüphesiz Hello da fark edilecek düzeyde. Çokça hazırlandığı bu albüm içinde eğlenceli parçaların da olduğunu, 5 muazzam parça hakkında konuşulduğunu bilmek için müneccim olmaya gerek yok. Yeni açtığı instagram hesabından Adele, bu albüm ve 21 için bütün duygularını samimi olarak paylaştı zaten çarpıcı ifadelerle.  Makyaj albümü olarak kodladığı albümün 21. yüzyılın en çok satacak albümü olacağı dedikodular arasında. Bu sefer kim çekiyor albüme beni acaba derken içinden Phil Collins çıktı. Bir piano albümü olduğu kesin.  Siyah bir ekran ve tam sonbaharda sonbaharı yaşayan çok gizli Kanada'da çekilen bir tema, Adele'in isminin bile ekranda belirmemesi, diğer albümünün kalp kırıklıkları etiketini alması yanında yeni albümün kendini affetme albümü olarak nitelendirmesini de çok etkili tanıtım çalışmaları olarak buluyorum. Yönetmenin sır gibi sakladığı şarkı ne zaman ağlamasını istese işe yaramış. Bir kadın gibi işte. Kadın gibi. Gerçek gözyaşları. Sahtelik bulundurmayan kadınlık. Pek tabii anne olduktan sonra yoğun olarak maruz kaldığı Östorejenin onarıcı etkisin albüme yansımaları.

Beni daha çok etkileyen onu anlamaya çalışmak. Yüz ve el edebiyatına inanan biri olarak garip bir biçimde onu anladığıma, onun samimiyetine inanıyorum. Belki de müslüman olması isteğimin asıl kaynağı bu.

Giydiği kıyafetlerin onu daha kilolu göstermesini aldırmadan ve  sektöre inat daha da ve hep saklı giyinmesi dikkat çekiciydi benim için. Konuşmaya bir nefesle başlıyor olması diğer dikkat ettiğim konu. Konuşuyor diyorum çünkü; albüm yolun yarısı olarak nitelendiriliyor. Alışkanlıkla ilgili makalelere göz gezdirirken çalışmalarım dahilinde, alışkanlıkların davranışa dönüştürülmesi, nefes alma ve nefesi doğru kullanma alışkanlığı gözüme çarptı. İşte bu noktada derince yılları nefesledikten sonra  konuşmaya başladığı klibin 1:10 anı aklıma geldi. Nefesin içinde var olan koku. İlişkilerimizde, birbirimizi tanırken kokulardan bahsetmiyoruz ya da hatırladığımız kokuları sormuyoruz. Hatıralar olduğu için mı içinde? Ya da kokular kötü alışkanlıklarla kötü davranışlar mı öğretti bize? Adele de konuşma boyunca  sık sık havayı soluyor anılar için.

Bir de telefon etkisi var  hayatında. Fobik insanlar var malum. Bilim adamlarının bahsettiğine göre telefonla ilgili olumsuz anıları olan insanların telefon kullanmak istemediği hatta telefon sesinden oldukça rahatsız olduğu gerçeği. Hello da altın çizmek istediği bir gündemi var mutlaka  telefon ve iletişim ile ilgili. Gözlerinin altında oluşmaya başlayan çizgilerin vermek istediği mesajlara benzer. Make You Feel My Love da hissetmemiş miydik bu etkiyi? O şarkıyı da asıl sahibi Bob Dylon'dan da dinlemenizi tavsiye ederim yeri gelmişken.

Velhasıl.

Yazsam ne, yazmasam ne?

Yazdım işte. Belki uzattığı tırnaklarıyla daha uzun görünmesini istediği ellerini kendini savunurcasına kullandığı için hayata.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder