27 Şubat 2017 Pazartesi

Öyle ki

Gün, siz uykudan uyandığınızda ya da güneşi gördüğünüzde mi başlıyor?

Ya gece uyku tutmadıysa?


İster gözleriniz kapalı ister açık olsun da;  karanlık olsun. Uyuyor musunuz  demek? 

Bir hayal belirsin ayak ucunuzda ya da oda kapısı girişinde. Rüyada mısınız demek? 

Bir ses duyun, ha tanıdık olsun ha başkaları daha iyi  tanımış olsun. Üstelik sizden çok yaşamış olsun. Onunla yaşamamışsınız mı demek? 

Karanlık örtsün ya da örtmesin. Gece olsun ya da olmasın hadi. Geç mi demek? 

İster ışık sızsın ya da dolsun kaynağından, karanlık mı demek? 

Sokak köpekleriyle geceyi geçirdiyseniz. Yanlarında uyumanıza gerek yok. Siz içeride onlar dışarıda olsun de ki. Siz yalnız olun onlar sürü. Kimse olsun ya da olmasın. Yalnız mısınız demek? 

Üstelik başka dolaşanlar olsun. Fırsat kollayanlar, ağrı çekenler, nöbet tutanlar, göz kırpmadan çıkanlar.  Dışarıda evsiz mi demek? 

Hem konuşup dursun, sizi aptal sansınlar. Abdal olamamış mısınız demek? 

İster düşünün ister düşünmeyin, hatasız mısınız demek?

24 Ocak 2017 Salı

soru cümlesi

en son aynaya baktığımda içim söyledi
epeyce çirkinmişim.
neyi anlatsam zaten kaybedecekmiş olduğum da onlarmış

yıllar sonrasına gerek kalmadan geçen zaman içinde
sonrasına günahsız vardığım
öncesinde günahkar kaldığım gibi
olmuşluğu değişmiş biriymişim

hayvanları sahiplenmek yoktur yeryüzünde
kah onları
kah içleri
 kendilerine  sahip değillermiş gibi.

yoksulluktan daha büyük bir sır yoktur
alabora olmuş şişme vücutlarda
evsizlikten daha büyük bir su da.

vicdansızlık sonunda ısırdığın dilini kesen dişlerinden kaçı gereklidir?
kaçı sökülmeli?

büyüdüğünde  sevdanın  yüreği olacak bir bebeğin kara gözleri
 kaç derece mavidir,
kaç mesafe uzak?


üzerine  yattığın rüya mıdır istiharede
olmasını istediğin kahrın mı?

pantolon askın ne kadar asılı tutar omuzlarında bir yükü

her şarkıda geçen
 kimsenin olamamış sen nasıl tutulur?

ya ayetlerden kelime toplamaktır yazmak
ya ilk emri okumak .

Kara bir toprak parçası mıdır,
 kış
 yoksa yüzün mü?
ya da peruk takan adamın alnına düşmüş utanç.





17 Ocak 2017 Salı

Cam

Temizlik bezlerinin hepsini  makineden çıkarttım. Hafif nemli oluyor ya, iyi oluyor toz alırken . Parmak izi, çamurlu yerlerden geçerken sokaktaki kedi köpeğin ve insanların  varlığını  toplayıp gelen çamur izi, havada oradan oraya uçuşurken kendinden habersiz kendini tutup getiren toz izi, hepsi hafif nemli bezle iyi siliniyor. Caddeden geçen arabaların can yakıcı ses izini silemiyor bezler işte.

Başladım camları silmeye. Mutfakta, yemeklerden çıkan buharla birleşince birbirlerine tutunup iyice yapışmışlar cama. Bir pencereye dost olur gibi.  

Siz hiç bir pencereye dost oldunuz mu?

Ben oldum.

Bu işe başladığım ilk yıllardı . İlk baktığım yaşlı teyze. Felç oldu. Aslında gündüz bakımım yetiyordu başta ona. Sabahları geliyor iki kap yemeğini yapıyor, ortalığı elektrikli süpürge ile süpürüyordum. Eski model bir Siemensti süpürgesi. Hortumu alacalı bir kumaşa benziyordu ve çok kalındı. Hortum eskidikçe çekiştirmekten ayrılan yerlerinden havaya toz püskürtür olmuş. Yaşlandıkça Teyze tozları alamaz olmuş, makineyi de kullanmaktan acze düşünce ve makine kendi kendini acizleyince beni bulmuşlar. Ben yapıyordum işlerini. Sonra birden felç geçirdi Teyze. Sütlaç yemiş ben markete gittiğimde. Evlatları gelecek diye yapmıştım sütlacı. Ben marketteyken telefon gelmiş. Kalp krizi geçirmiş oğlu. Gelini aramış. Ne yapacağını bilememiş. Mutfağa gidip sütlaç yemiş. Sonuç; eve geldiğimde hareketsiz yerde yatıyordu. Ambulans çağırdım, Gelinine haber verdim. Aynı üniversite  hastanesinde yattılar oğluyla. İkisi de birbirinden habersiz. Biri Kardiyoloji'de biri Noroloji'de. Tomografide karşılaşmışlar. Birbirleni görünce ortalık kıyamet.

Çok güzel kadındı Teyze. Muhacirdi. Eskiden ne canlar yakmışsındır sen demiş hemşire onu görünce. Zaten gözleri masmaviydi. Şifreyi çözmüştü yani. Gökyüzü, sevdikleri, hayat, parası, becerikliliği, anneliği hep mavidendi.

Karşılaşmışlar ya hastanede oğluyla ortalık bir çığlık bir kıyamet. Sonra kaybetti tek evladını. Kendisi de hiç düzelmedi sonra. Beş yıl yatılı ona baktım. Ayda bir gelini gelir, torunları getirir, "bana gelmek ister misin anne, diye" sorar az oturur giderdi. Çocukların yanına pek yaklaşmasına izin vermezdi. "Babaanneniz mikrop kapmasın üzerinizdeki tozdan, derdi."

Ah bu tozla, toprakla, çamurla başımıza gelen.

Çok yağmurlu bir gündü. Göçtü gitti Teyze.  Zor defnetmişler.  Ben gidemedim cenazeye. Birinin evde beklemesi lazım dediler. Zaten Gelin Hanım;

-Benim evim dar. Misafirler mezarlıktan sonra buraya gelsin. Sen de evde kal. Birkaç gün gelen gidene kapıyı açarsın, dedi.

Definden sonra geldiler çamurlu ayakkabılarıyla içeriye kadar girdiler. O gün de çok zor oldu çamurun izini çıkarmak. Kırmızı topraktır bizim buralar. Bereketlidir ya hem renginin de, tozunun da izi kalır .

O zamanlar çok baktım pencereden, uyurdu o genelde. İşler bitince de ben ahşap iskemle cekerdim pencere kenarına. Fark etmeden pencereyle dost olmuşum işte kendimce. Rüyamda bir gece pencereden dışarıyı seyrettiğimde fark ettim. Ne zamandır havanın aslını görmemişim, koklamamışım da sesini duymamışım. Evlenmedim ben hiç. Çocuk çoluk da yok tabi. Ömrüm tozlarla izlerle geçti. Bir pencereyi ve içeriye aldıklarını sevmişim. Arkasını gösteren camı sevmişim. Camın arkası sırça köşküm olmuş.

Bezlerin hepsini makinadan bir kovaya aldım. Yola bakan tarafta  camı silerken gözüme çarptı nakliye aracı. Apartmana biri taşınıyor. Yine 10 numarayadır. Bütün apartmanın işini ben yapıyorum. Kapıcı dairesinde işi karşılığı oturmama izin verdiler. Teyze öldükten sonra. Herkes çok severdi Teyzeyi. Çok da varlıklıydı. O öldükten sonra boşalttıkları evini kiraya veriyor Gelini. Gerisi apartmanda hep mülk sahibi zaten. Zengin olur  Aydınlılar. Bağ bahçe çok olur hepsinde. Soyadları Yağcı, Toprak, Dağ olur buraların insanının.

Boş o daire. 10 numaradan çıkanlar geçen yaz bağ evini temizliğine yardım için beni götürdükler. Ben de orada tanıdım Cemil'i . Yan bağ evinin bekçisiymiş. Biz arabayı boşaltırken yanımıza geldi. Beyim diyerek elini öptü bizim 10 numaranın sahibinin. Kontağı kapatıp,  direksiyonu  sabitlediğinde. Yan gözle bana baktı.

Bağ evini temizlemeye başladığımda çaydanlıkla çay getirdi bize. O, yaz kış kalıyormuş burada. Yaz çıkmadan incirlerin kurutulmasını, mahsulü falan anlattı bizim Beyefendiye.

Dizine kadar gelen plastik çizmeleri vardı ayağında. Sarı. Ona bakarken bardağın içindeki  cama karşı zıt bir kuvvetle kaşığı itercesine kuvvet uygulayan baş parmağı gözüme ilişti. Onun gözü de bana, sonra  ayaklarına bakıp çizmelerin tabanında yeni kalın bir tabaka oluşturan çamura...

"Kusura bakmayın, dedi."

Bana baktı .

-Kusura bakmayın. Çizmelerim çamurlu.

 Ben, dedim; toprağı, tozu, çamuru kusur olarak görmem.

İçimden söyledim.

Duymadı.

10 numara emekli olup bağ evine yerleşti bir ay sonra. Beni de yanlarına çağırıyorlar yardımcı olurmuşum onlara. Yatılı kalırmışım. Aman! dedim Hanımım. Bıktım toz, toprak çamurdan. İçinde olmaktansa temizlemeyi tercih ediyorum. Seviyorum cam silmeyi.



6 Aralık 2016 Salı

Famous Blue Raincoat

Thanks for the trouble you took from her eyes.

L.Cohen

Bu şarkıyı dinlerken kısıtlı erişimimle yazdıklarım:
09/12/2016



sigarasız bir balkon dumanı
öfkelenmemiş bir saç teli
bu ne dediğim
 bir çıkartma işleminde seyrelmiş bir sayı


adını hep duyduğum gidemediğim şehirler
şair olmadığını bildiğim
sözünü söylediğimde
şiirlerini benzettiğim kimsesizler


uzun sesli şarkılar
kaba deriden yapılmış
      incelememiş
üstünü örten saçların beyazladığı
                                         yanaklı kafatasları




çaresi bulunamamış söz düelloları örtüsüz




bu sefer çarıksız kalmış ayaklar
                    sığırların ördüğü derilerden





daha batmadan
ayın çıktığı  bir gündüzün gecesine geçerken
                                                            kararmamış güneş.


Uzağı  görüyorum
                          bir dağ başı orası.

Tepesinde,
hayal meyal
seçemediğim bir gözetleme kulesi.


o günden bu güne
içinde
kalplerine yerleştirilmiş adam asmacalarda
                                        dirayetlice kendilerini öldürdükleri
ölçüsü olmayan yargı biçimi
                               

                                               adı temiz




düzgüye uymayan
                 hayat çizgisi
kimsenin olmayan
görünen
hırsız hem
gelin neşesi hazırlanan

ve sadece rüzgar...
aslı intihar


Not: bu ben değilim. bu şiiri dinlerken sadece rüzgar hissediyorum.